Zinaya Dayalı Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanabilir ?

24 Jul, 2020

TMK md.161’ de düzenlenmiş olan zina, kusura dayalı,mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Bu sebeple zina iddiasının ispatı halinde mahkemece başkaca araştırma yapılmasına gerek yoktur, başka deyişle mutlak boşanma sebeplerinden olduğundan zinanın ispatı halinde zina eden eşin tam kusurlu olduğu kabul edilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmektedir. Ancak kanun sadece zinanın bir boşanma sebebi olduğunu belirtmekle yetinmiş, tanımını vermemiştir. Genel olarak zina, eşlerden birinin, evlilik birliği devam ederken, başka bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Zinaya Dayalı Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanabilir ? Tanımdan da anlaşılacağı üzere, zinadan söz edebilmek için, eşin, isteyerek eşi dışında karşı cinsten biriyle cinsel ilişkide bulunması gerekir. Ancak eşin kusuru olmadan cinsel ilişkinin gerçekleşmesi, örneğin kaçırılıp zorla tecavüze uğraması halinde zinadan bahsedilemez. Genel kanaat olarak aynı cinsle olan cinsel birliktelikler de zina olarak değerlendirilmemektedir. Bir eylemin zina olarak nitelendirilebilmesi için cinsel birlikteliğin olması ve bunun mutlaka ispat edilmesi gerekir. Cinsel birliktelik olmadan, karşı cinsle sarılmak, flört etmek, mektuplaşmak, mesajlaşmak, karşı cins ile cinsel birliktelik olmaksızın yakın temas halinde bulunmak zina olarak kabul edilmemektedir. Diğer bir deyişle cinsel birliktelik ve zina olgusunu içermeyen eylemler sadakatsiz davranışlar olup bu eylemlere dayanarak zina nedeniyle boşanma davası açılamaz. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/11815 E. 2018/2268 K. sayılı ilamında; “(..) Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı kadının; kendisine ait çiftliğin bulunduğu köyde lüks arabalarla ve değişik erkeklerle birlikte görüldüğü, yılbaşından bir süre sonra anılan çiftlikte erkeklerin de bulunduğu ortamda içki masası kurup piknik yaptığı, davalı kadının davacı ile evli olduğu dönemde eşi dışında başka erkeklerle, alkollü eğlence mekânlarına gittiği, davacı kadının “güven sarsıcı davranışlarının” bulunduğu, yine davalı kadının kendisine ait çiftlikte davadan 2-3 ay kadar öncesinde siyah bir araç içerisinde arka koltukta üst tarafı çıplak bir erkekle birlikte olurken görüldüğü, kadının bu davranışının ise “sadakat yükümlülüğünü ihlal” niteliğinde olduğu, bu nedenlerle davalı kadının kusurlu olduğu mahkemece dinlenen tanıkların beyanlarından da anlaşılmaktadır. (..)” demiştir.. Ancak aynı yatakta beraberken çekilmiş fotoğraflar, cinsel içerikli mesajlaşmalar, zina ile itham edilen şahısların otel kayıtları, eş yurtdışındayken diğer eşin hamile kalması veya erkek eş yüzde yüz kısır iken hamile kalınması zinanın varlığına karine teşkil edebilecek durumlardır ve ispat aracı olarak kullanılabileceği kabul edilmektedir. Boşanma davası, sadece TMK 161. maddeye dayandırılarak zina sebebiyle açılırsa zinanın mutlaka ispatlanması gerekir. Boşanma davalarında TMK md.184 gereği tarafların ikrarı hakimi bağlamadığı için zinanın ispatlanamaması halinde dava reddedilecektir. Zina, iki kişi arasında büyük bir gizlilikle gerçekleştiğinden ispat edilmesi zor bir durumdur. Bu nedenle ispat edilen olay ve olgular hakime zinanın varlığıyla ilgili bir kanaat verecek şekilde öne sürülmeli, bunu gerçekleştirebilecek deliller üzerinde yoğunlaşılmalıdır. Son olarak belirtilmelidir ki boşanma davası, hem usul hem de esas açısından ve özellikle ispat hukuku ile kusur belirlemesi çerçevesinde hukuki değerlendirmesi önem teşkil eden bir dava olduğundan, haklarını korumakta titiz olan taraf mutlaka aile hukuku alanında uzman bir avukat ile temsil edilmelidir.