Avukat Eray Karınca, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında konuğumuz oldu. Eray Karınca, 28 Aralık 2011 tarihinde, Çarşamba günü Öğrenci Merkezi Salon 2009’da düzenlenen etkinlikte aile içi şiddetin yasal boyutunu ve yeni yasa tasarısını değerlendirdi.

Eray Karınca, 2011 yılı Yunus Nadi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülünü alan kitabıyla ilgili olarak; ailelerde kız çocuklarının doğumunun sessizlikle karşılanmasının tersine, kız doğurmaktan gurur duyan annelerinde olduğunu göstermek amacıyla kitabının başlığının ‘Kız doğursun analar’ olmasına karar verdiğini söyledi.

Kadına yönelik şiddetin tarihçesine değinen Eray Karınca, ataerkil kültürle birlikte ortaya çıkan ve günümüz hukuk sisteminde süregelen uygulamaların benzerlik gösterdiğini, süreç içerisinde Fransız İhtilali’nde kadına yönelik şiddetin gündeme gelmediği ancak; sanayi devrimiyle birlikte kadının ekonomik yaşamda yerini alması ve cinsiyeti nedeniyle karşılaştığı kötü muamelerle gündeme geldiğini söyledi.

Aile içi şiddetin tanımını yaparak, kadına yönelik şiddetin aslında kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı şiddet olduğunun altını çizen Eray Karınca, temelde sorunun bütün dünyada var olan ataerkil kültür yapısından kaynaklandığını ifade etti.

Şiddet konusunun kadınla anılır olduğunu ifade eden Eray Karınca, şunları söyledi: “Şiddetin özünde kadın-erkek arasında eşitsiz güç ilişkisi var. Bu ilişkiyi bir teraziye benzetirsek, terazinin bir kefesinde; yönetimde, iktidar ilişkilerinde, mülkiyette, siyasette çok ağır bir erkek egemenliği söz konusudur. Bu terazinin kefesi kadın açısından da dengelenmediği sürece kadına yönelik şiddet önlenemez. Bizde ifadelerimizde kadına şiddet söylemini ön plana çıkarmak yerine kadına bakış açısının güçlendirilmesi uygun olacaktır.”

Kadına yönelik aile içi şiddetle ilgili olarak Türkiye’de yaşanan olaylardan örnekler veren Karınca, ”Türkiye’de ise, Batı ülkelerinden farklı olarak sorunun, kadını önlenebilir şiddetten koruyamıyoruz” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde(AİHM) Türkiye’deki aile içi şiddeti, Nahide Opuz davasıyla tescil ettiğini ifade etti. Ülkemizde şiddetin sadece fiziksel değil, cinsel, ekonomik ve psikolojik unsurları da kapsadığının altını çizen Avukat Karınca, her türlü yaptırım ve baskının sözle aşağılamanın şiddet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir insanın cinsiyeti nedeniyle şiddete uğraması kişi ve bir hukukçu olarak kabul etmiyorum, şiddetin kol gezdiği bir aileyi korumamalıyız” diyerek aileye karşı olmadığını ancak; şiddet barındıran bir aile yapısının desteklenmemesi gerektiğini belirten Karınca, ”Burada önemli olan hangi aile sorusudur? Medeni Kanuna baktığımızda net bir aile tanımı bulamadım. Aslında kanun koyucunun aileyi bu şekilde tanımlamaması çokta doğru, aile çok gelişen bir kavramdır.”sözleriyle aile tanımının yapılmaması gerektiğini vurguladı.

Şiddete uğrayan kadını kanun nasıl koruyor?
Avrukat Eray Karınca ,”Şiddete uğrayan kadın doğrudan aile mahkemesine başvurarak ya da karakol, savcılık aracılığıyla vurulma tehlikesi olan veya eşinin şiddet uyguladığını belirten bir dilekçeyle başvurması halinde, hakim herhangi bir kanıt aramadan sadece başvuru üzerine tedbirler alabilir. Şiddet uygulayan eşe uzaklaştırma cezası verilebilir. Sarhoş edici ve uyuşturucu gibi madde kullanımları yasaklanabilir. Eğer, şiddetin temelinde fizyolojik ve psikolojik durumlar söz konusu ise, tedaviye gönderilmesi kararı alınabilir.” dedi.

4320 Sayılı Yasanın yetersiz olduğunu ifade eden Eray Karınca, “Mahkemeye göre evliliğin biçimsel koşulları değil, eylemsel olarak aile olup olmamak önemlidir. 4320 Sayılı Yasa’nın uygulanması, resmi evlilikle sınırlandırılmamalıdır.”dedi. Bir yasayla kadının şiddetten korunamayacağı, sosyal politikaların sosyal adaletle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Karınca, ekonomik,cinsel, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların güvenlik alanına sıkıştırılmadan sorunların sosyal hizmet alanlarında çözüme gidilmesi gerektiğini söyledi. Yeni yasa tasarısında yer alan “resmi nikahsız kadına koruma yok” kararına karşı çıkan Eray Karınca, Ayşe Paşalı cinayetini örnek vererek kararın değiştirilmesi gerektiğini açıkladı.

Avukat Eray Karınca, konferans sonunda ‘Kız Doğursun Analar’ adlı kitabını imzaladı.